Biraz bu konuda gıcıklık yapacağız, peşinen söyleyelim.

İnsan doğası muhteşem sürprizlerle doludur, bu yüzden pazarlama işi sürekli transformasyona uğrayan bir ruh halidir. Pazarlamada bütünsel, tutarlı ve ayırıcı olmak altın formüldür; ancak stratejilerinizi sezgisel manevralarla yönlendiremezseniz, başarılı olamazsınız. Bu yüzden, son zamanlarda stratejinin de üstüne koyduğumuz taktiksel zekayı önemsememiz gerektiği kanaatindeyiz.

Bugünlerde fazlasıyla mühendislik odaklı rasyonaliteye çekilen pazarlamanın teknik ve sezgisel dengesini iyi ayarlamak gerekir. Her araştırma, her anket doğru sonucu vermez. Şimdi okullar kapatılsın mı diye hedef kitle olan öğrenciler üzerinde anket yapsanız çıkacak sonucu tahmin etmek zor değildir.

Pazarlama tıp gibi, hukuk gibi soy bir bilim değildir. Bilimden faydalanır, ancak uygulamaya dayalı beceri ister.

Pazarlamada yaratıcı olmak gerektiğini savunanlara da bir çift lafımız var; bir kere, bu yaratıcılık kelimesi bize çocukça geliyor. Yaratıcılık altında romantizmi yüksek, sanatsal ve sergisel bir çalışmaya girişmek, “reklamı, reklamdaki yaratıcılığı” öne çıkarmak, ürünü veya hizmeti bunun sonucunda gerekli olan algıyı geriye atmak, bizce evrene yayılan en antirasyonel enerji biçimidir. Ayrıca reklamın reklamını yapmanın, ne ticari ne de markalaşmaya bir faydasının olmadığını çok net biliriz. Çünkü bize göre iş; müşterilerin ticari hizmetlerini veya ürünlerini satmak, markalaştırmaktır, reklamı değil!

Yaratıcılıktan daha güçlü bir şey var ise o da etkidir. Placebo etkisi olsun, Gandhi etkisi olsun tüm etkiler etkilidir!

Reklam değeri oluştururken karşı tarafın beklentileri doğrultusunda değişmeyi baştan kabul etmek, özetle anlaşmamakta anlaşmalısınızdır. Çünkü hepimiz satışçıyız. Bu da becerikli bir eylem ve uygulama kabiliyeti gerektirir, entelektüel jonglörlük değil.

Bizce reklam’cılık ticarete hizmet etmelidir, kendine değil. “Tüm fikirler ikinci eldir.” der Mark Twain.  Amaç yapılmamış olanı yaptığını iddia etmek değil, yapılmamış olanı yaptığından emin olmaktır. Sonuç olarak, rasyonel başarı hepsinden önemlidir.

Ödül için reklam yapmak da yersiz bir enerjidir. Ödül için iş yapmılmaz, ödül reklamcılığı yalnızca reklam dünyasında yaşayan ve kendini reklamcı zanneden toy reklam ajansları içindir.

Reklamcılık, jonglör yetiştirme romantizminden vazgeçtiği zaman ticarete hizmet edebilir. Tüm bu söylediklerimizin aksini düşünenler veya katılmayanlar olabilir. Amacımız; kendimizi haklı çıkarmak veya sektöre laf uzatmak değil. “Her kör satıcının kör bir alıcısı vardır.” derler. Alıcısı olduktan sonra aksini düşünenlerin yolları açık olsun diyoruz.

Aksinin de 90% fiyasko olduğunu buradan söylüyoruz.