Nepal’in başkenti Kathmandu ve diğer destinasyonlarımız  Chitwan, Nagarkot, Pokhara, Bhaktapur iyi ki gitmişiz dediğimiz yerlerden.

İzmir > İstanbul > Dubai  aktarmalı uçuşla Kathmandu’ya ulaşıyoruz.

Kathmandu özellikle Avrupa’dan yoğun turist çeken bir şehir. Mistik bir aurası, tütsü kokan sokakları, tozlu yolları, om mani padme hum çalan dükkanları ve karmakarışık trafik anlayışıyla bugüne dek gezdiğimiz birçok lokasyondan farklı.

Şehrin merkezinde yerleştiğimiz otelimiz şehrin en iyi oteli olmasına rağmen konaklama konusunda böylesine zor destinasyonlara alışık olmayan insanlar için zor olabilir. Zaten Nepal ülke olarak zor ulaşımın yanı sıra hava şartları aşırı tozlu olduğundan maske ile gezmenin normal karşılandığı bir ülke.

Kathmandu’da geçirdiğimiz üç günün sonunda Chitwan National Park’a doğru yola çıkıyoruz. Yolculuğumuz kiraladığımız bir 4x4 üzerinde taşlı yollarda plastik top gibi sallana sallana geçiyor, Chitwan’a doğru uzanan yol, uçurum kenarında; dar, taşlı ve oldukça meşakkatli.

Yemek için, telefonun dahi zor çektiği bir alanda mola veriyoruz. Burada Nepal’in meşhur yemeği momo’yu tatma fırsatımız oluyor. Nepal’de Masala çayı çok meşhur. Çay molası için dağdaki restoranın bahçesine çıktığımızda Türkiye’den tanıdık yüzler ile karşılaşıyoruz. Bahçede eşi ile birlikte dinlenen gazeteci Ayşe Arman ve Ömer Dormen ile denk geliyoruz. Onlar da Nepal’e gezmeye gelmişler. Türkler her yerde diyerek neşeli bir sohbetin ardından bu tatlı tesadüfe sevinerek yollarımızı ayırıyor; bizler Chitwan'a doğru yola çıkarken onlar da Pokhara'ya gitmek üzere ayrılıyorlar.

Chitwan, yaban hayatının varlığını hissettirdiği oldukça nemli bir bölge. Yattığımız yatağa kadar her yer nem içerisinde olsa da sabahın ilk ışıklarında tatlı bir yağmur ile uyanıyoruz.
Sonra da bizi bekleyen timsahlarla dolu bir nehir yolculuğuna, arkasından da gerçekleştireceğimiz fil safarisine doğru yola çıkıyoruz.

Chitwan’da geçirdiğimiz muhteşem iki günün ardından bu sefer Nagarkot’a doğru yola çıkıyoruz. Nagarkot, Himalayalar'ı çıplak gözle görebileceğiniz en güzel ve yüksek yer. Geceyi burada geçiriyor Himalayalar manzaralı otelimizde sabahın ilk ışıklarında karşımızdaki Annapurna dağlarının tüm ihtişamıyla uyanıyoruz.

Himalayalar'a baktıkça bugüne dek gördüğümüz dağların bize karınca yuvasını andırması kaçınılmaz oluyor.

Nagarkot’taki keyifli gecemizden sonra bu sefer biz de Pokhara’ya doğru yola çıkıyoruz. Pokhara’da katıldığımız Hinduların kutsal bayramı olan Holi Festivali, mesleğimiz icabı bizi zenginleştiren renklerin içerisinde kaybolmamıza ve bizi renklerin büyüleyici dünyasına çıkarıyor. Renklerin en güzel ve gerçek halini burada yaşıyoruz.

Pokhara’daki Phewa gölü yanında Masala çaylarımızı içiyor ve Budist tapınaklarını ziyaret ediyoruz. Burada katıldığımız yoga ve meditasyon etkinlikleri ile kendimizi arındırıyor ve birazcık da olsa stresten uzaklaşıyoruz.

Nepal gezimize Bhaktapur’a dönerek kaldığımız yerden devam ediyoruz. Bhaktapur UNESCO tarafından oluşturulan kültür mirasları listesinde dünya’da en çok eser barındıran şehir olma özelliğini taşıyor. Bu kadar büyüleyici bir aurası olan bir şehrin yaydığı enerjiyi tahmin etmek zor olmasa gerek.

Nepal, kesinlikle kreatif sektör çalışanlarının deneyimlemesi gereken bir ülke.